Öncelikle, Ateizmin temelinde ne olduğuna bakalım; Ateizm
direk olarak Tanrı’yı reddetmez. Tamami ile olmayan hayali olay ve olguları
reddeder. Genel olarak baktığımızda, düzen, ahlak, ebediyet, mümkün olan, akıl
ve bilimin kanıtları gibi başlıklara bölünmüş ve uzunca bir dönem yorumlanmış
ve görüş birliğine varılmış başlıkların tanımını Ateizmde Tanrı’nın varlığa
karşı çıkılan noktalar açıklamışlardır.
Ateizm kısır döngüye karşıdır. Yani bir şey vardır ve
öyledir anlayışını benimsemez. Birincil sebep Tanrı vardır, ve böylelikle Tanrı
daima vardır döngüsünü reddeder. Evreni birçok açıdan farklı şekillerde
açıklayabilirsiniz ancak Ateizmde bunun temel dayanağı zeka olmalıdır. Geçmişe
baktığımızda bu konuda evren açıklamaları ateistler tarafından yeterli
bulunmamıştır.
Gerçekçi yaklaşım: Ahlak ve adelet konusunda ilk zamanlardan
günümüze farklı kavramlar gelmiştir.
Ateizm bunun temelinde tamamen Tanrı’ya dayalı bir modele uygun görmez ve
insani bir yaklaşım olduğunu belirtir. Ebedi yaşam konusunda, ateizm akıl,
bilim ve mantık konusunda çok hassastır. Ve genelde tüm ateistler bu üç etkeni
göz önünde bulundururlar. Sonsuzlukla ile ilgili ortaya atılan ve çok
tartışılan konular hakkında ise şu genel görüş hakimdir; İnsan – Sonsuzluk – Tanrı kavramlarının
arasında yeterli ilişki olduğuna dair kanıt yoktur. Her şeyi bir nedene
bağlamak, bunu da doğadaki ahenk, kurulmuş düzen ile açıklamak ateistler için
yeterli değildir.
Bilimsel yaklaşımlar ve sonucu: En çok bilinen bir örnekle
başlayalım Descartes , Tanrı’yı düşünürüz öyleyse vardır, Olmayan bir şeyi
düşünemeyiz demiştir. Ateizmler ise bu noktada tamamen bununda insani bir
yaklaşım olduğunu hayali olguları reddederek bunun yanı sıra hayali
kahramanların tanımı ile Descartes’e cevap vermişlerdir. Örneğin; Noel Baba’yı
da kafamızda canlandırırız, ama gerçekte yoktur. Bu konuda başka örneklerde
vererek bu yaklaşımı kabul etmemişlerdir.
Yorumlar
Yorum Gönder